24 Ekim 2013 Perşembe

kimsesizlik başka bişey-1

   
   Bu şehre gelişim sisli bir kış sabahı olmuştu. Henüz alacakaranlık kalkmadan, şehrin ışıkları hayaletimsi mahmurluğuyla etrafı aydınlatmaya çalışıyordu. Yeni bir hayat kurmaya geldiğim bu şehirde neler göreceğimi tahmin bile edememiştim. Az sonra anlatacağım olaydan sonra da kim bilir neler görecektim. Ama bu benim de taraf olduğum olay, epeyce bir zihnimi meşgul edecek, üzerinde uzun uzun düşünmeme neden olacaktı. 

   On altı yaşındaki bir kız ile henüz askerlik yaşına gelmemiş bir erkeğin hikayesi miydi; yoksa cinsel dürtüleri bastırılmış bir toplumda cahilce ve şehvetle yaşanmış bir gecenin ardından dünyaya gelen yumuk elli, pembe yanaklı, uyku mahmuru gözleriyle etrafı tanımaya çalışan bir masumun sarp ve yokuş hayat yolunun ilk adımı mıydı tam emin değilim. Belki her ikisi de... 

   Sabahın ilk ışıklarında beni almaya gelen ailemin tanıdığı ama benim sadece simasını bildiğim birinin eski sayılabilecek taksisine bindim. Yeni tanıştığım insanlara davrandığım gibi biraz ürkek ve çekingendim haliyle. Ama bu saatte, hiç bilmediğim bir şehrin gene hiç bilmediğim bir caddesinde sabahın alacakaranlığında uykusundan fedakarlık yapıp beni almaya gelen bu kişiye karşı tanıdık sıfatını yakıştırmakta abes görmedim. Gözlerim, gece otobüste bir uyuyup bir uyanmaktan, içinde bir avuç kum varmış gibi yanıyordu. Taksiye binip koltuğa oturduğumda gözlerimin aksine soğuktan içimin ürpermesine engel olamadım. Eve geçip hem gün ışıyıncaya dek kahvaltı yapıp biraz dinleniriz hem de getirdiğim valizi kalacak bir yer ayarlayıncaya dek bırakırız diye düşündük.

   Eşi evde yoktu. Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirme Kurumu'na bağlı yuva denilen evlerden birinde çalışıyordu. Birer gün arayla çalışıyor, gece nöbete kalıyordu. Sonradan öğrendiğim kadarıyla işini de gayet güzel yapan biriydi. Hatta o kadar ki baktığı altı çocuğu kendi oğullarından ayrı olmasın diye okula giderken çantalarını dahi kendisi taşıyordu. 

   Bu konuda arada konuşuyorduk. Sevgiye o kadar açlar ki diyordu, ona anne diyorlarmış. Eşi, yani sabahleyin beni almaya gelen tanıdık arada onları gezmeye götürüyormuş. Bu sebeple çocuklar ona da baba diyorlarmış. Tanıdıkların iki tane kendi oğulları var. Onlarla yakın yaştalar. Ve arkadaş olmuşlar, birbirleriyle oynuyorlar. 

   Ben hep bu tür çocukları kimsesiz zannetmişimdir. Annesi, babası, ona bakacak ninesi dahi olmayan kimseler...Nedense ailesi tarafından istenmeyen, terkedilen veya velileri ayrılınca yeni eşler tarafından istenmeyen çocukları bir türlü hafsalam almamıştır. Öyle ya istenmeyen çocuk mu olur! Çocuk bir kez dünyaya geldi mi, sular durur, dağlar yerinden oynar, kainat sessiz kalır ve sadece duyulan şey, o masumun çığlığı, hayata tutunuşu olur. Koskoca bu dünyada kimsesiz, bir başına olmak; istenmemekten daha az acı olsa gerek. Hele ki onca dünyadan bihaberliğine ve yumuk ellerine rağmen.

Devamı gelecek...
Yukarıdaki resim hamile iken ölen ve bebeğiyle beraber gömülen bir kadına ait

6 yorum:

huzur dedi ki...

Muhakkak bekliyorum devamını Kaytanım..

fatih amorf dedi ki...

bu yazıyı okuyunca daha senin anlattığın gibi bir bebeği 9 gün evde bırakıp ölüme terk eden bir öğretmen annenin haberi geldi aklıma. Ve içimden dedim ki bazen kimsesiz olmak da iyidir. Ama onları kollayan insanlar mükemmel kişiler.

Huzura katılıyorum devamı plzzz :)

Bir Erkeğin Hayali dedi ki...

Dövecem seni o olacak, ne len bu. Gene ne ruh halindesin sen bakayım? :O

kaytan bıyık dedi ki...

tamamdır @huzur :)

@fatih amorf: evet çok üzücü bir olaydı ama istenmemekse bu durum duygusal olarak sanki daha mı iyi gibi ben kendim için düşünüyorum tabi olayı duygusal olarak :/

@BEH: yok len bişey bi ruh halinde filan değilim :)

Beyaz Çiklet dedi ki...

Her gün altmış çocuğumu saçlarını okşayarak uyandırıyorum.Henüz güzel gülüyorlar,renklerle dolu gözleri.Birinin bile hayat hikayesini dinlemeye dayanamıyor bedenim.Diyorlar ki kaytan,hocam siz bizi anlarsınız siz de babasız büyümüşsünüz.Anlıyorum,anlamaya çalışıyorum.Her biri binbir parça binbir tane hayat.Küçük zaman dilimleri arasında çınlayan çocuk sesleri,neşeleri.Neşeli de kalacaklar seba,neşeli kalmalıyız.Biz gülen gözleri olan çocuklarız :) Sevgilerimle.

kaytan bıyık dedi ki...

@beyaz ç:keşke ben de oralarda çalışsam da böyle kangren olmuş yaralarına deva olmaya çalışsam diye düşünüyorum bazen :S üzülüyorum bir insan babasız annesiz kimsesiz kalmamalı babablar da çocuklarını gömmek zorunda kalmamalı:S hayat güzel olmalı.