23 Haziran 2012 Cumartesi

ah be blog

  Babamla pek iyi geçinebilen bir çift olmadık genelde. Elbetteki severim, sayarım, güzel huylarını takdir ederim. Ve en önemlisi de hiç bir zaman bizi ne aç bırakmış ne de açıkta koymuştur. Erdemli bir adamdır. Lakin biz yine de anlaşamadık. Onun hararetli, kendini tutamaz, saman alevi yapısı yanında benim sakin, çoğu zaman önce düşünüp sonra hareket eden ve en önemlisi de alıngan şahsımdan dolayı tabi ki de...


  O kendi yaşamak istediği, kendini görmek istediği yerdeki hayatı bana dayatarak ve geçmişteki kendince eksik gördüğü yönlerini benim vasıtamla gidermeye çalıştı. Tabiri caizse pısırk kişiliğim dolayısıyla beni hiç mi hiç sevmediğim ve karakterime de hiç uymayan bir mesleği yapmaya zorladı. Evet iyi kazancı olabilirdi bu mesleğin ama sevmediğim gerçeğini değiştirmiyordu bu durum. Belki bu yüzden onu hiç affetmeyeceğim. 


  Sevmediğim bir mesleği yapmaya zorlandığım için olsa gerek, üniversitede başarılı bir öğrencilik geçirmedim. Okulu beş buçuk yılda ancak bitirebildim. Hemen hemen her dönem en az bir büte kaldım. Bir çoklarının: "Senin bölümde normal bu süre, en az beş yılda bitirebiliyor millet." dese de hayatım boyunca başarısızlığa alışmamıştım ben. Hep en parlak öğrenci olmuştum sınıfta, en iyi notlar benim olmalıydı. (Asla rekabet ederek değil. Benim hiç bir zaman öyle kıskanç bir tavrım olmadı. Hep üzüldüm arkadaşlarım kötü not aldığında. ) Kanıma dokunuyordu bu durum ama benim bunu engellemek için elimden bişey gelmiyordu. Babam da alışık olmadığı için bu genel başarısızlık durumuna, hala daha benim suçum olduğu yönünde iddiaları var. 


  İşte bu iddialardan dolayı mıdır yoksa son zamanlarda aramızın iyiden iyiye soğumasından mıdır bilmem, stajım hala bitmemiş olmasına rağmen kendince beni bir cezalandırma yöntemine gidiyor. Bana para-harçlık göndermiyor. Tabi ben de yaşım kaç olmuş diyerek istemekten çekiniyorum. Aldığım üç kuruşluk stajyer maaşıyla geçinmeye çalışıyorum artık ne kadar mümkünse. Geçen ay açık verdim. Halbuki oğlak burcuyum, tutumluyum(tamam hadi hadi bir nevi cimriyim:)), hiç öyle savurmam parayı sen düşün yani. Ama yetmiyor ne yapsam da. 

  Duydum ki, anneanneme başlayan öğrenim ve katkı kredisi borcumu ödemem gerektiği yönünde bişeyler söylemiş. Bunu duyunca artık cinnet geçirdim. Nasıl geçirmeyeyim? Bi kere zaten beni istemediğim bir bölüme gitmeye zorluyorsun.(Eminim istediğim bir bölüme gitseydim çok daha başarılı olabilirdim.En azından okulu uzatmazdım. Sevdiğim şeylerde oldukça istikrarlıyımdır.) Bu bölümün geçilmesi gereken zorunlu bir takım yolları var ve staj bunlardan birisi. Ben o yolda yürüyorum ve stajda para vermediklerini veya çok az verdiklerini biliyorsun.  İkinci ve belki nispeten daha az önemli olan nokta; ailede zaten sadece iki kardeşiz. Bir ablam var ve o da erken yaşta evlendi gitti. Dahası damatla araları hiç mi hiç iyi değil. Bulsalar bir kaşık suda birbirlerini boğarlar. Habire böyle geleceğe yatırım yapıp, tarla bahçe alma derdinde olmak niye? Anneme: "Siz neyin derdindesiniz? Benim burda açlıktan nefesim kokuyor, siz kalkmış sürekli felanca yerde zeytinlik varmış, feşmekenaca yerde bilmem ne varmış onlara bakıyorsunuz. Kime bırakacaksınız bunları? Damada mı? Hem sevmiyorsunuz hem ona mal mı kazanacaksınız?! Geleceği bu kadar düşüneceğinize benim asıl şimdi ihtiyacım var, ona bakın." dedim. Başka çocuk olsa geride amenna! Ama yok yani.


  Tamam kabul, şu yaştan sonra bana bakmak zorunda değil ama şöyle de bir olay var: Babam hep dedemden dert yakınır konusu çıktığı zaman. İlk evlenip dükkan açacağı zamanlar işi gereği alet edevat takımı alması gerekiyor. O zamanlarda kredi bilmem ne sistemi pek yok ya da bilinmediğinden midir nedir kefil bulması gerekiyor. Dedeme, yani kendi babasına gidip kefil olmasını istediğinde "İş yapmaz bu!" deyip kefil olmamış dedem. O zaman çok ağırına gitmiş dedemin bu davranışı. Peki neden şimdi aynısını bana uyguluyor bunu anlamış değilim. Sen bu konuda ağzı yanmış bir insan değil misin? Kendi öz oğluna yaşadığın ve hiç hoşlanmadığın bi davranışın benzer bir şeklini uyguluyorsun?Neyin kafasındasın? Mantık aynı mantık, düşüncenin özünde  pek bir fark göremedim ben. 

  Çevresindeki bir çok insan: "Altın gibi oğlun var kıymetini bil. Bu devirde nerde öyle evlat!" diyorlarmış. Buna rağmen bulduğu her fırsatta üstelik benim yanımda, kendisinin bende görmek isteyip de yapmadığım ne varsa anlatıyor. Ve bunu resmen beni azarlarcasına yapıyor. Bazı şeyleri anlatamıyorsun.


  Böyle işte. Bazı şeyleri anlatamıyorsun sevgili blog. Sen onlardan daha geç dünyaya gelmiş olman dolayısıyla sana daha dünkü b.k muamelesi yapıyorlar. Evet benim için çok değerliler, onları çok seviyorum, Allah korusun başlarına bişey gelse çok çok çok üzülürüm. Ama NEDEN? Sebep bulamıyorum, mantıklı bir açıklama da...

7 yorum:

Bir Gay dedi ki...

Açıkçası içinde bulunduğun duruma üzüldüm.
Ama hayata karşı daha güçlü durman gerektiğini düşünüyorum..
Evet, bugün bazı imkansızlıklar yaşıyor olabilirsin, ama bunların hepsinin geçici olduğunu sen de biliyorsun..
Yorgan kısa olabilir, ama ayağını ona göre uzatmayı öğrenmelisin..
Mesleğini yapmaya başladığında bugünlerin acısını fazlasıyla çıkaracağına eminim..

Sınavlar her zaman okulda olmuyor..
Bazen en zor sınavları hayat yolunda ilerlerken geçiyor insanlar..
senin de bu sınavı başarıyla atlatabileceğini düşünüyorum..

Bikomoko dedi ki...

belki ne hissettgini direk soylemelisin? yaptigi seyin farkinda olmayabilir ya da bu davranisinin altinda yatan bir neden var. bazen uslu cocuk olmak ise yaramaz, sen sustukca uzerine cikabilirler.arada bu tarz(surekli ezmeye calisan-ezilen)bir iliski kurulmus olabilir zmaanla farkinda olmadan. simdi bu iliskiyi degistirme zamani gibi. aniden patlamak yerine soylemek istediklierini zaman zaman telefonda filan soyleyebilirsin(araci olmadan aranizda)...

eger babanla cok buyuk sorunlar yasama olasilgin varsa yukardsaki soylediklerimi unut, sadece anlattiklarindan yola cikarak fikir vermeye calisiyorum:)

BiGay dedi ki...

Benzer bir aile yapısına sahip olduğumuzdan sanırım ne demek istediğini çok iyi anladım.. Ben de mustaribim sürekli zeytinlik alınmasından.. Hayır bana da vermesinler kendileri biraz hayatlarını yaşasınlar istiyorum..

Bir de Bikoo ya katılıyorum bence de artık konuşma evresine gelmişsiniz.. Burada yazdıklarını aynen olduğu gibi söyleme vaktin gelmiş.. bence artık söylemelisin.. Ben söylemeye başladığımdan beri inanılmayacak şekilde davranışlar değişti..

ben yaşadım biliyorum.. artık uslu ve sessiz olma zamanı değil. kırmadan konuşma zamanı bence..

kaytan bıyık dedi ki...

@Bir gay: bazen ne kadar ayağını kıssan da yorgan çok küçükse yetmeyebiliyor. Az kaldı belki bi ay kadar.umuyorum kolayca atlatabilirim bu sınavı da.

@Biko:çok denedim bikocum ama inadı da var bunun yanında. dediğim dedik diyor. Beni kaale bile almıyor. Bu noktada ben de istanbula kaçmakta buldum faydayı yoksa istanbulu çok sevdiğimden değil:(

@bigay: bilemiyorum bigay bakalım tam olarak işi elime alayım ondan sonra zaman ne gösterecek şimdi bi nebze daha rahatım.

huzur dedi ki...

Okurken fazlasiyla dejavu oldum kaytan biyik. Diger arkadaslarin goruslerine saygim var; ama siddetle katilmiyorum maalesef! Cunku kemiklesmis bir zihniyet var ve degistiremiyorsun. Eger bir insanla konusma safhasina gelmissen zaten bir paylasimin olmamis demektir, yani bu saatten sonra konussan da anlasilmazsin. En azindan biz oyleyiz, bu sebeple yillardir birbirimizi "yok sayiyoruz". Emin ol bu insani daha cok rahatlatiyor. Bu kisi "baba" da olsa seni rahatsiz ediyorsa gorusmemek daha mantikli. Senden daha ne bekliyorlar? Istemedigin bir bolumu okumussun sirf kendi acizyetlerini seninle gidermek icin ve bir buyuk sehirde! Adimbasi para olan bir yerde! Yazilabilecek o kadar cok sey var; ama sinirlenmek istemiyorum daha fazla. Su sozu bilirsin "anlattiklarin karsindakinin anladigi kadardir" Bu sebeple, zor da olsa cok takilma ve "kendin icin" yok say!

kaytan bıyık dedi ki...

@Huzur: yani hani tamam bana değer veriyor beni daha iyi noktalarda görmek istiyor ama bunu yaparken benim istek ve arzularımı tamamen yok sayarak yapıyor bunu. Sürekli birini bulunca beni çekiştirmece durumunda. daha memleketteyken eskişehirden gelen misafirlere beni yere yere bitiremedi. sınavlara hazırlanmıyormuşum, çalışmıyormuşum, avukat olursam piyasada ne halt yiyecekmişim çok zormuş vıdı vıdı... tamam haklı olduğu yerler var ama beni buraya gönderirken de bunları düşünmeliydin. şimdi sevmediğim halde ben bu noktaya gelebilmişsem bu da bi şeydir yani. amaaaaannn neyse boşver bu konuda oldukça dertliyim

huzur dedi ki...

Haklisin avukat.Seni cok iyi anliyorum. Nasil bir kindir bu diye dusunmekten de alamiyorum kendimi zira bizimki de Universiteyi kazandigim yil kuzenimin yaninda beni ezmisti ki kuzenim Ogretmen lisesi cikisli ancak Kibris'i kazanabildi o da parali.Ama neymis o Ogretmen olacakmis ben bolum okuyormusum:) O zaman cok sinir olmustum; ama simdi "cahille girme munakasaya" diyorum. Yaslari ilerliyor ve cidden cocuk oluyorlar. Suan korktugum sey ileride onun gibi olmak:) Cok dert etme, hayrolsun de. Sikintiyi veren elbet dermani da yollar, darda birakmaz... Bu arada kabakcicegi dolmasini severim; ama favorim patlican kurusu dolmasi... Denemediysen dene. Hele de Antepli tanidigin varsa muhakkak :)