2 Temmuz 2012 Pazartesi

pisiklet

  Bütün blogger ahalisi buluşup onur yürüyüşüne katıldığı sıralarda ben üniversiteden arkadaşlarla buluşup adalara gittim efenim. Blogger'lar çok ısrar ettiler gel diye(yersen:)) ama ben sevmiyorum öyle yürüyüş, bilmem ne.(Yaşlılık belirtisi bunlar diyen içsesime bi s.ktiri borç bilirim.) İçimde gizli bir muhalif kişilik yatıyor olsa da ortaya çıkacağı zaman korkup kaçıyor.


  Biz "kürk mantolu Külkedileri" olarak tıklım tıkış olan şehir hatları ile değil, 2 tele daha fazla vererek İDO ile gittik. Hem rahat, hem oturarak, hem hızlı... Ama ada kalabalık pazar günleri hiç çekilesi değilmiş. Şu İstanbullu milletini bir türlü sevemedim zaten. Nereye gitseler kurutuyorlar. Çekirge sürüsü gibi geçtikleri yerlerde ot bırakmıyorlar.  


  Kalabalık olduğumuz için haliyle bir sürü poşetimiz, etimiz, suyumuz, salata malzememiz filan olduğundan poşetleri elde taşımamak  içün üç tekerlekli bir pisiklet kiralamaya karar verdik. Ve en tecrübeli ve dahi bacak kasları kuvvetli olan ben olduğumdan mütevellit sürücü koltuğuna geçtim. Malum ada yolları taştan değil ama bir hayli inişten yokuştan. Bir bindim: fena, çok fena, düz yolda zikzakları geçtim bir merkez etrafında çember çiziyorum, milletin üzerine üzerine gidip, ezilme travması yaşatıyorum.  Hakim olamıyorum direksiyona.Arkadaşlar arkamda yerlerde yatıyor gülmekten. Ben ki ilk karne hediyesi olarak pisiklet aldırmış adamım; gururuma yediremedim. Azm-ü cezm ettim. Meğerse üç tekerlekli pisiklet iki tekerlekli gibi değilmiş. Dengeyi sen değil o sağlıyormuş, kısaca onun borusu ötüyormuş. Baba büyüksün, deyip kontrolü ona bıraktım. Dengeyi o sağladı ben bastım pedala. Sonrası mı? Ve iyi anlaştık. Hatta daha sonra bir elimde börek ile bile gittim yolda. Düşünün bendeki azmi, mücadele ruhunu. Gerçi bir ara epeyce keskin bir yokuş vardı orda yardım almak zorunda kaldım. Bir de kızın birisinin ayağına çarpmış olabilirim ama onların suçuydu. Yolun ortasında düştüler ben ne yapabilirim yani. He bir de logar kapağını sağlayayım derken sağa eğimli yolda pisikleti yatırıyordum. Bıyığım sağ olsun hepsini atlattım bir çırpıda.


   Sonrası yeme, içme, eğlence, sohbet... Sahilde öğlen sıcağında bile yanmayan ben ağaç gölgesinde yanmışım. Şaştım bu işe. Amele yanığı oldum bildiğin. Güzel bir gün sonrasında ben sevgilimi özledim ve derin bir uykuya daldım...

4 yorum:

karakedi dedi ki...

eğlenceyi kaçırdın diyeyim ben sana! tek başıma dikeldim; öttürebildiğim kadar da öttürdüm düğümü...

karakedi dedi ki...

siz yaşlı teyzelerde piknik yapmışsınız zaar; zeytinyağlı dolmalar, börekler, kısırlar falan... ^^

huzur dedi ki...

Ama cok kiskandim ben simdi:( Ilk gelisimde adalara gitmek istiyorum. Pazar gunu, hafta ici-sonu hic farketmez! Ben de binecegim o bisiklete, babama yalvar yakar aldirdigim bisikletimi caldilar cunku ve icimde uktedir bisiklet her ne kadar araba manyagi olsam da:)

kaytan bıyık dedi ki...

@Karakedi:eee bak bloggerlara katıl dediydim ben sağa nasıl da eğlenmişler:))) valla z.yağlı sarma vardı evet haklısın kehkehkeh:)))

@Huzur:valla hafta içi gidersen iyi olur aksi halde fena kalabalık oluyor biz gibi ido ile gitmezsen ayakta dahi yer bulamayabilirsin söyleyim ben:))