25 Aralık 2012 Salı

bir sevda masalı


Üniversite yılları... İkinci sınıfta çıktığım devlet yurdunda kimseleri tanımıyorum. Zaten ortama kolay alışan bir insan da değilim. Oda arkadaşlarımla kafam pek uyuşmuyor. Daha önceden hiç ailemle ayrı kalmadığım için ve o iğrenç soğuk duvarların insanı sıradanlaştırdığı zamanlar oldukça yalnız kaldığımı hissediyorum. Belki de kendisini tersleyen annesine çocuğun verdiği tepki gibi ben de aileme kızıyordum, beni bu garip yerde yapayalnız bıraktıkları için. Akşamları kantinde kısık bir selam verip tanımadığım insanların masasında yemek yiyorum ve öylesine söylenmiş bir    "Afiyet olsun!" dan sonra usulca ve daha önce hiç orda var olmamışçasına çekip gidiyorum yatağıma.

   İnanılmaz kitap okuyorum o yıl. Boş kaldıkça kendimi kitaplara, o kadim dostlara bırakıyorum. Şikayetçi değilim bundan asla. Ha ama, bir arkadaş bir dost olsa fena mı olur? Cevap standart. Benim istediğim sadece bir taneyken nerden bilirdim kaderin bana beş tane dünya tatlısı arkadaş vereceğini. Ve geriye dönüp baktığımda üniversitedeki en güzel günlerimin yurt günleri olacağını.

  Bunlardan bir tanesi var ki kendisi ile çok yakınlaşmıştık. Daha önceden Pomak düğününe gittiğimi anlatmıştım ya hani, işte o arkadaşın düğünüydü. Bir akşam, ya onlar ya ben birbirimizin masasına oturmuşuz. Ben az sohbet etmişim. "İyi bi çocuğa benziyor." diye düşünmüş benim için. Ben pek hatırlamıyorum bu kısmı. Sonrasında aynı fakülte, aynı sınıf diye konuşunca sohbet ilerledi. Beraber takılmaya başladık. Okuldaki gruplarımız farklıydı, o yüzden pek bir arada olamıyorduk ama yurtta ve okuldan sonrasında hep beraberdik yedi yirmi dört hem de.

  Yaz tatillerinden birinde memleketlerimiz yakın olduğu için bize geldi bu bahsettiğim ve bir arkadaş daha. Gezdik, tozduk, denize girdik, Şeytan Sofrası'nda güneşin batışını izledik, eğlendik,vs... her şey güzeldi. Bir yıl sonra onların Gökçe Ada'daki yazlıklarında rüya gibi bir hafta geçirdik. Bu sefer o ve ben vardık, ninesi ve dedesi de vardı ama biz gündüzleri motorla(son model olmasa da evet bir motorumuz vardı) denize gidiyor akşamları yan yana sarılarak film izliyorduk.

  Bunun adadan tanıdığı güzel bir kız arkadaşı-sevgilisi vardı. Hepimiz birlikte bir doğum günü partisine davet edildik. Hava çok sıcak, dansa kaldırılmak istenen kız sayısı çok fazlaydı. biz hepi topu 3 erkek miydik neydik. Hal böyle olunca belki odunluk yaptığımdan, belki gerçekten sevmediğimden, veyahut da özel bi sebep olmaksızın sade istemediğimden hiç bir kızı dansa kaldırmadım. Ama o sevgilisini defalarca dansa kaldırdı. Ve ben onu o kadar kıskanmışım ki fark etmeden tripler atmaya başlamış, iyiden iyiye sessizleşmişim. Zaten topluluk içinde konuşmayı pek fazla sevmem. O benim ortamdan sıkıldığım için atarlandığımı, sessizleştiğimi sandı. Belki ben bile öyle sandım o gece. Ama asıl gerçek böyle değildi.

  Hiç daha önce adada kalan veya denk gelen oldu mu bilmiyorum. Ama bazı geceler açık denizde, hava yaz bile olsa inanılmaz hızlı değişebiliyormuş. Biz parti bitip milletten ayrıldıktan sonra hava bir bozdu, bir fırtına çıktı sanırsın ki şubat ayındayız. Biz tişörtlerle güneş görmüş mart buzağısı... Onun yanında bir ceket vardı ne olur ne olmaz diye aldığı. Bana verdi giy diye. Ama hava o kadar soğuktu ki, dayanamazdım onun öyle durmasına. "Nasıl olsa gece! Kimse görmez. Motoru kullanan sensin ve rüzgar seni daha fazla üşütecek. Ceketi sırtına değil göğsünden tarafa kollarından giy. Sen bana gelen rüzgarı kesiyorsun zaten.Ben de kollarımı senin beline dolarım ve ceketin altında kalır, üşümez." dedim. Bu öneriyi iki hetero arkadaş nasıl dalga geçerek dikkate alırsa o şekilde dalga geçerek uyguladık. Ben rüzgardan dolayı onun sırtına dayadım yanağımı.Bacaklarımı da soğuktan korumak için kıstım.Titriyordum ama onun sıcaklığını hissedebiliyordum. İtiraf edemiyordum kendime huzurlu olduğumu. O kızdan kurtulduğumu. Hayatımdaki en komik belki, ama en hoşuma giden anlardan birinin bu olduğunu.

  Eve vardığımızda, yatakta o kadar moralim bozuktu ki gözlerimin yaşarmasına engel olamamıştım. Neden ona karşı böyle hissettiğim ve o bunları bilse yine de böyle davranır mıydı'ğı ile ilgili sorulardı. Sonra karanlıkta yanıma, yatağıma geldi. kolunu boynumun altına attı. Daha önce bir çok kez yaptığımız gibi... "Neden böyle olduğumu, çok iyi bi insan olduğum için elbette bir gün birini bulacağımı ve bunu gerçekten yürekten istediğini, üzülmememi, eğer farklı cinsiyette olsaymış benimle evlenmeyi bile düşüneceğini vs vs" konuştuk.

    Benim bile bilmediğim şeyde onu suçlayamazdım. Belki biseksüeldi, o da belki uzun bir süre bana karşı duygular besledi. Bilemiyorum. Çok kız muhabbeti yapardı, belki de heteroydu. Birlikte yaşadığımız şeyler gerçekten masumaneydi. Ne ben bu konudan ona bahsettim ki o zamanlar kendime bile söylemeye çekindiğim şeylerdi, ne de o bana... Egosuzduk, kirlenmemişti ve kararmamıştı benim ellerim. Çocuksuluğun o süt kokusunu hala ağzımda taşıyordum ama sevilesiydi. Yorgun değildim o zamanlar. Hayata karşı bu kadar ümitsiz değildim. Şimdi ise gelenler, gidenler, gelip de bi selam verip kalmak isteyip sonra nedensizce sonuçsuzca çekip gidenler, ne istediğini bilmeyenler sardı etrafımı.  Büyüdüm ve kirlendi dünya.

  O evlendi, bense düğününde ona bir hediye aldım, sıkıca sarıldım. Düğünü boyunca yanındaydım. Kendi ellerimle salondan arabaya bindirdim. Arkamı dönüp yoluma devam ettim. Tüm masalların mutlu bitmediğini hayatın çokluk alanında sadece ve sadece yönlendirildiğini, senin ellerinde olmayan bir hayat yaşamak zorunda kaldığını öğrendim. Kalbimin sertleştiğini ve daha az müsamahakar bir insan olma yolunda ilerlediğimi fark ettim. Bunun sorumlusu ben değildim ama bir sorumlu da bulamazdım.

18 yorum:

Sakallar Falan dedi ki...

Çok hoş bi yazı olmuş gerçekten

kaytan bıyık dedi ki...

keşke sadece yazı olmuş olsaydı sakallar falan :(

O Gay Ben de dedi ki...

okurken insanı aynı yıllara götüren bir razı eline sağlık...

kaytan bıyık dedi ki...

her gay bir hetero aşkı tadacaktır O gaycim ama zaman insana neleri unutturmuyor ki. untturmasa da küllendirmeyi başardığı kesin.

Chal Chene dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
Kaan Arer dedi ki...

Bak baaaaak bu Kaytan neden Pomak düğününe gitmiş belli oldu!! Biz çağırsak gelmez, niye geyiz ya ondan. O ancak heterolarla gezsin tozsun, ceketi tersten giysin, arkadan sarılsın filan filan...

Neyse çocuk evlenmiş de kurtulmuş, bunun eline kalsaydı yanmıştı gülüm keten helva :P

Yeni yıl yazısı istiyoruz senden de :D Atanmayı dileme ama :D hahah

Bir de kısa kes, uzun yazınca duygusala bağlıyorsun sen :D

Yayık Ayranı dedi ki...

O kadar guzel olmus ki yazdiklarin. Dilini gercekten cok begendim, Kaytan Biyik. Keske sonu da ayni derecede guzel olsaydi :-/

Gay Panda dedi ki...

kaytanım yavrum yazı çok güzel ve içten olmuş. çok beğendim. yılbaşı öncesi bu kadar kafa karışıklığına bağlama eskiye ağlama hadi kalk bakalım 2013de neler olcak neler ;)

Aslısın dedi ki...

senin bu iç döküşlerin o kadar dokunuyor ki bana.

Dr.eamer dedi ki...

bilmiyorum neden ama çok içime dokundu bu hikaye..iyiler sarsın dört bir yanını kaytancım sadece bi selam verip gitmeden sonu gelmeyen muhabbetle sana takılıp kalsınlar,senin kadar temiz ve iyi olsunlar;(

ev oğlanı dedi ki...

1. ilk gif süperli.
2. niye gidip ulaşılamayacak şeylere tutulursunuz onu da anlamam. ya ulaşılabilir yapın ya da hiç bulaşmayın bencea. *içimdeki tiki kız, inekli polar pijaması ve elindeki nutella kavanozuyla yatağından ağlayarak bildirdi*

öperler kaytanımı. :*

kaytan bıyık dedi ki...

@chal chene: ağlama ya valla ben ağlayan insana dayanamıyorum :(

@kaan: buna karşılık susma hakkımı kullanıyroum sadece elime geçme :P

@yayık ayranı: teşekkürler beğendiğin için :P
keşke:(

@gay panda: valla geliyorlar soldan soldan arada pandacım bakalım ne getirecek gerçi bi his içimden Hak getire diyor ama :)

@ASlısın: kıyamam aslıcan yaa valla sırf bu yüzden bile vazgeçebilirim bu tür yazılar yazmaktan ama elimde değil çok yoğun oluyor bazen :(

@Dr. Eamer: ya sen ne güzel yürekli ve güzel dualı birisin teşekkür ederim inşallah aynı şeyler hatta fazlası senin ve herkeşler için geçerli olsun :)

@ev ovlanı: ben en çok ilk gif'in son resminde fena oldum :( ama napalım be evovkanıcım insanın elinde olan bişey yok ki insan gönlüne söz geçiremiyor ki :(

Aslısın dedi ki...

Tabii ki vazgecmezsin cunku bu duygularin akmasi lazim ve dokunacaksa da bir yerlere, dokunmasina izin vermek lazim. Canimsin

Adsız dedi ki...

Bir yarı bekleyiş... Bir yarı yok oluş aslında. Beklerken yok olma durumları. Sıcağın, soğuğun ve suyun kayayı un ufak edip toza, çöle dönüştürmesi gibi. Bir bakmışsın rüzgar fısıldayarak seni oradan oraya taşıyor. Sanırsın senin hikayen anlatılan. Lakin gerçekte anlattığı sade kendi hikayesi. Sense bir vigüran olmuşsun. Ziyanı yok. Herkesin kendi hayatı ve kendi kahramanlıkları var. Sanırım bir kahramanın gelişini beklemek boşuna. Kahretsin... Herşeye rağmen hala bekliyorum o kahramanı. :)

kaytan bıyık dedi ki...

@aslısın: canımsın sen de görmeden bilmeden sevdiğim insan:)

@adsız: "sanırsın senin hikayen anlatılan." hepimiz aynı yaraların kabuğunu taşıyoruz anlatılan benim hikayem olsa da aslında herkesin hikayesi sadece baş rol oyuncuları farklı.beklemeye devam.

Fingirnoz dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
Fingirnoz dedi ki...

giflerde çok güzeller

kaytan bıyık dedi ki...

beğendiğine sevindim fingirnoz :)
ayrıca yazı güzel gifler de güzel yorumunu yapıyorum ordaki "de" bağlacından :P